27 Kasım 2023 Pazartesi
DÜŞENİN DOSTU OLMAZ...
BEKLEDİĞİNİZ GELECEK Mİ?
Elazığ Belediye Başkanlığı İçin; TİSKİ Genel Müdürü Ali TEKATAŞ, AK Partiden Aday Adayı Olacak...
BEN ÖĞRETMENİM
ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ KUTLUYORUZ...
GEÇMİŞİNİ MUMLA ARAYAN, ELAZIĞSPOR'U OYUNCAK ETTİNİZ..!
Derler ki ormanların birinde çakallar toplanmış: “Yahu!” demişler, “açlıktan ağzımız kokuyor; nasıl etsek de gidersek bu açlığımızı? Maymunlara saldırsak, ağaçlara tırmanıyorlar; fillere saldırsak, canımız yanıyor, ceylanlar nefesimizi kesiyor, yetişemiyoruz peşlerinden; kuşlar uçuyor, balıklar dersen olacak iş değil…
Ne yapsak da kurtulsak bu açlıktan?” Çakallardan biri; “en iyisi, öküzlere saldıralım; iri yarılar, etleri butları da yerinde; üstelik ne pençeleri var ne de kanatları; suya da dalamazlar…
ani tam dişimize göre!” “Olur mu?…” “Olmaması için hiçbir sebep yok!” “O halde? “Hücum!” Ancak, evdeki hesap çarşıya uymamış. Öküzler, çakalların hücuma kalkıştıklarını görünce anında organize olmuş ve toplu savunmaya geçmişler. Çakalların akıl edemedikleri boynuz ve tekmeleriyle saldırıyı püskürtmüşler. Çakallar, sonuca ulaşamayınca yine toplanıp bir araya gelmişler ve kara kara düşünmeye başlamışlar. Çakallardan biri: “Tilkiye danışalım” demiş. Öyle ya ormanın en akıllısı tilki, bir yol gösterir elbette.
Bu görüş ağırlık kazanınca da arayıp bulmuşlar tilkiyi…
Tilki, şartlı yaklaşmış çakalların teklifine: “Beni; öküzlerin yaşadığı zengin otlakların tek hâkimi yaparsanız aşınızı ayağınıza getiririm”, demiş. Çakallar, balıklama atlamışlar bu teklifin üzerine. Tilki, hemen bir plan yapmış; planını uygulamak için de beyaz bayrak bağladığı sırığı almış eline varmış öküzlerin otlağına: “Saygıdeğer öküz kardeşlerim!”,demiş, “Aslında çakallar sizleri çok seviyorlar. Sizinle barış yapmak, iyi geçinmek hatta dost olmak istiyorlar. Ancak, aranızdaki şu sarı öküz yok mu sarı öküz.
İşte çakalların bütün öfkesi bu sarı öküze… Tüylerinden midir nedir onu görünce sinir oluyorlar, saldırmaları da bundan. Verin şu sarı öküzü, kurtulun çakalların saldırısından. Sonra da yaşayın gidin huzur içerisinde.” Öküzlerin ileri gelenleri hemen bir öküz heyeti oluşturmuş ve başlamışlar tilkinin önerisini enine boyuna tartışmaya. Sonunda sarı öküzü çakallara vermeyi kararlaştırmışlar. Çakallar, bu zahmetsiz ödüle bir sevinmişler bir sevinmişler ki sormayın. Hemen sarı öküzü parçalayıp indirmişler açlıktan guruldayan midelerine. Aradan birkaç gün geçmiş; tilki yine gelmiş öküzlerin otlağına.
Bu sefer beyaz bayrak yokmuş elinde; “Bakın!”, demiş öküzlere; “gördünüz, çakallar ne barışseverler değil mi?” Artık saldırmıyorlar. Siz de mutlu yaşayıp gidiyorsunuz. Biliyorsunuz siz otla, çakallar da etle besleniyor, Maşallah, otağınızın otunun tükeneceği yok. Sonra çayırlıkta kendi halinde otlayan benekli öküzü göstermiş; “Şu benekli öküzü verseniz. Çakalların da canları çekiyor! Ben elçiyim, elçiye zeval olmaz. Hani diyorum otlağın selameti, barışın devamlılığı için verseniz şu benekliyi çakallara…
” Öküzler çaresiz; işin ucunda barış var, otlağın selameti var. “Peki”, demişler. Aradan üç dört gün geçmiş geçmemiş tilki yine gelmiş. “Şu kuyruğu kınalıyı” birkaç gün sonra “boynuzu hilal olanı”, “tombulu”, “kuyruğu kısayı”… Tabii öküzlerin sayıları azaldığı oranda da çakallar hem semirmiş hem de küstahlaşmışlar. Derken bir gün çakallar, çıkarmışlar tilkiyi devreden. Bizzat kendileri gelmiş; “Bundan böyle hanginizi canımız çekerse onu yiyeceğiz”, demişler. Otlağın sağında solunda; tek tük kalan öküzlerin korkusu dağları tutmuş. Korkunun ecele faydası olmaz ya! Yine de kalan öküzler toplanıp bir araya gelmişler. Bu sefer de öküzler yana yakıla bulundukları duruma çare arar olmuşlar. Öküzlerden biri: “Ah, ah!” demiş, “Bir zamanlar ne kadar güçlüydük, çakallarla baş edebiliyorduk; artık ne gücümüz ne de savaşacak birlikteliğimiz kaldı.
” Öküz heyetinin de saygın üyesi olan yaşlı bir öküz; “ah çekmek, hayıflanmak için çok geç! Biz, en büyük öküzlüğü sarı öküzü ‘çak/allara vermekle yaptık”, demiş. Ya işte böyle; öküzler, öküzlüklerinin cezasını hem otlaklıklarını hem de canlarını kaybederek ödemişler. Şimdi bana niye bu masalı anlattın diyenleriniz olacak. Sahi niye anlattım? Hadi ÖNAL /19 Kasım 2023/ İSTANBUL
Trakai, Litvanya’nın başkenti Vilnüs’e 35 km uzaklıkta 5-6 bin nüfuslu bir köydür. Türk ve Müslüman dünyaya çok uzak coğrafyada bulunan bu köyde Karay Türkleri yaşamaktadır.
Litvanya Kralı Vytautas, Kuman soyundan gelen Türklere toprak vererek bu bölgeye yerleştirmiştir. Buraya yerleşen Karay Türkleri, yüzyıllarca dillerini ve kendine has yaşantılarını sürdürmüşlerdir. Litvanya’da yaşayan bu küçük Türk topluluğu hakkında kimsenin pek bilgisi olmamıştır. Ta ki Prof. Oktay Sinanoğlu’nun 1970 yılında bir toplantı için Litvanya’ya gidinceye kadar. Toplantı sonrası arkadaşı Profesör Yutsis, Sinanoğlu’nu Trakai köyüne götürür. Sinanoğlu, köyde Türklerin yaşadığını öğrenince şaşırır. Asıl şaşkınlığı ise köyün ihtiyar meclisinin başı aksakallı bir kişinin ona söyledikleridir. Aksakallı, Sinanoğlu’na; “Atatürk’ümüz zamanında Türkiye’den O’nun gönderdiği elçiler gelir; bize Türkçe dergiler, kitaplar getirirdi. Atatürk vefat etti, Türkiye’den ses seda kesildi. Size ne oldu?”, der… İşte Mustafa Kemal’i Atatürk yapan budur. Onun sadece soyadı Atatürk değil kendisi de“Atatürk’tür”.
Bir insan düşünün bir taraftan İstiklal Savaşı ile ulus bir devletin temellerini atıp kulun kulluğuna son veriyor diğer taraftan da varlığından kimsenin haberi olmayan Litvanya’nın Trakia köyünde bulunan Türklerin dillerini ve milliyetlerini devam ettirmeler için onlara elçiler ve kitaplar gönderiyor. İşte Türk’e dünyanın neresinde olursa olsun kol kanat geren böylesi bir lider olduğu için Mustafa Kemal “Atatürk’tür”.
Yıl 1933 bakın ne diyor Türkiye Cumhuriyetinin İlk Cumhurbaşkanı: “Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir.
İşte Türkiye ne yapacağını bilmelidir…
Bizim bu dostluğumuz idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz, onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak…
Dil bir köprüdür…
İnanç bir köprüdür…
Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli” Sadece yaşadığı zaman diliminde değil, gelecekte olacakları görebildiği için Mustafa Kemal “Atatürk” olmuştur. 1933’te 1990 yılını görebildiği için Mustafa Kemal “Atatürk” olmuştur. Okuyan ama çok okuyan, araştıran, milleti için en güzelini düşünen ve uygulayan bir kişi olduğu için Mustafa Kemal “Atatürk” olmuştur.
Aydınlanmanın İslam dininin ilk emri olan “okuma” ile kazanılacağına inandığı için “Atatürk” olmuştur. Yalnızca Türk milletinin değil dünya üzerindeki ezilmiş milletlerin de önderi olan dünyanın yetiştirdiği bu eşsiz insanın, bu dahi yöneticinin, bu büyük Türk’ün, Atatürk’ün, ölümünün 85. Yılında onu bir defa daha, şükranla, minnetle, rahmetle yâd ediyor, manevi huzurunda saygıyla eğiliyorum. Ruhu şad olsun.
Hadi ÖNAL/ 10 Kasım 2023/ BURSA
Vazgeçilmezimiz, kıymetlimiz, devredilmez en büyük servetimiz, yüzünün sıcaklığı ile gönüllerimizi ısıtan Cumhuriyetimiz yüz yaşında…
Cumhuriyet: Türk milleti için; demokrasi ile taçlanan, laiklik ile insana,“önce insanım, insan olarak yaratıldım”, demenin hazzını yaşatan devlet yönetimimizin adıdır.
Cumhuriyet: Türk milleti için; geçmişin karanlık yüzünden, baskıdan, insanın insana kulluğundan, haksızlıklardan, kanunsuzluklardan, adaletsizliklerden alınan derslerin ve tecrübelerin ışığında kazandığımız değerler manzumesidir. Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesi olma özelliğiyle Türk milletinin yaradılışına, karakter ve geleneklerine en uygun yönetim biçimidir.
Cumhuriyet: Türk milleti için; tek kişi yönetimine; krallığa, imparatorluğa, padişahlığa kısaca monarşi ve oligarşiye set çeken bütün gücünü halktan alan milli egemenliğin karşısında hiçbir kuvvetin olamayacağını beyinlere ve yüreklere nakşeden bir yönetimin adıdır.
Cumhuriyet: Türk milleti için aklın ve bilimin ışığında yeniliğe, gelişmeye, çağdaşlaşmaya giden yoldur.
Cumhuriyet; Türk milleti için; temel hak ve özgürlüklerinin teminatıdır. Bu yönetim biçimi ile halk kendisini yönetecek kişileri belli süreler için seçer. Seçtiği kişiler, milletin oyları ile yürürlüğe giren anayasa çerçevesinde devleti yönetirler. Demokratik, şeffaf, adil bir biçimde yapılan seçimler cumhuriyet yönetimin olmazsa olmazıdır.
Cumhuriyet: Türk milleti için; aynı zamanda fırsat eşitliği ve sosyal adalet demektir. Bu yönü ile cumhuriyet, bütün vatandaşların sosyal güvenlik, sağlık, eğitim gibi konularda eşit olmasını sağlar.
Cumhuriyet: Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür insanlar yetiştirir. Hiçbir güç Türk milletini sahip olduğu en büyük değer olan Cumhuriyet yönetiminden koparmaz, ayıramaz. Türk milletinin kanıyla, canıyla kazandığı bu topraklarda yaşayan her fert, cumhuriyetin şemsiyesi altındadır. Dokusu, “Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti” olan Cumhuriyet, kolay kazanılmamıştır. Temelinde parçalanmış, yıkılmış, işgal edilmiş bir devletin küllerinden doğmuştur. Cumhuriyetin temellerinde Osmanlı devletinin küllerinin arasındaki kıvılcımların tutuşturduğu yüreklerin dirilişi, hayat buluşu, yeniden ayağa kalkışı, şahlanışı vardır. Bir yandan emperyalist güçlere karşı savaş verilirken diğer yandan da insanın insana köleliğine son veren büyük ve kutlu yürüyüşün adıdır Cumhuriyet. Cumhuriyette, Mehmet Akif Ersoy’un veciz ifadesi ile “tek dişi kalmış canavarın” çelik zırhlarına karşı iman dolu göğüslerin gerilmesidir. Cumhuriyetin temellerinde; vatanını, bayrağını, bağımsızlığını her şeyden üstün olarak görenlerin canları, kanları vardır.
Cumhuriyette; azim vardır, kararlılık vardır, ilim vardır ve de çok çalışma vardır. Cumhuriyet yönetiminin temelinde kol kola, omuz omuza, sırt sırta vermenin nelerin başaracağının mesajı vardır. Cumhuriyette birlik, beraberlik, kardeşlikle yüreklerin toplu olarak atması vardır. Türkiye Cumhuriyetinin temellerinde bugün üzerinde hür ve bağımsız olarak yaşadığımız cennet ülkeyi sevme, koruma, imar etme, kalkındırma vardır.
Türkiye’mizin kurtuluş ve kuruluşunda canlarını ortaya koyan Kurtuluş Savaşı kahramanlarımızın Atatürk ve silah arkadaşlarının emeği, alın teri vardır. Cumhuriyeti anlamak için Sevr ile Türk milletine biçilen kefeni görmek gerekir. İşgal altındaki topraklardan aydınlık ufuklara kanat açmanın anlamı o zaman ortaya çıkar. Şükürler olsun ki bugün Cumhuriyet’imiz 100 yaşında… Gururla, daha nice yüz yıllara…
Yaşasın Cumhuriyet!
Hadi ÖNAL/28 Ekim 2023/ İzmir-Foça
7 Ekim 2023’te Hamas’ın başlattığı ve adına “Aksa Tufanı” dediği vahşi saldırının ardından İsrail’in misliyle vahşeti Ortadoğu’yu yine kan gölüne çevirdi. Ortadoğu’nun bu küçücük coğrafyasında işlenen her biri ayrı bir insanlık suçu olan cinayetlerin ardı arkası kesilmiyor. Gazze’deki vahşet; bugün, 8. gününde… Bir Filistinli kadın feryat ediyor, “evimizde kalsak öldürülüyoruz, dışarı çıksak öldürülüyoruz.” İsrail, uçakları, gemileri, tankları, topları ha bire ölüm kusuyor Filistinlilerin üzerine… Toplu cenazeler, enkaz altıda kalan canlar, yüz binlerce yaralı…
İsrail, yetmezmiş gibi onun yaptığı her vahşeti, işlediği her cinayeti koşulsuz destekleyen koskoca Amerika Birleşik Devletleri de uçak gemisini, topunu, mermisini yüklenerek gelmiş Filistinlilerin sığınmak zorunda bırakıldığı küçücük Gazze’ye… 41 km. uzunluğunda 10 km. genişliğinde üzerinde iki milyon 300 bin Filistinlinin yaşadığı Gazze’ye şimdi, bu iki azgın güç, İsrail ve ABD, ölümlerden ölüm beğen diyor. Sınırları kapatılmış, yardımlar engellenmiş Filistinlilere dünyanın gözü önünde toplu soykırım uyguluyorlar. Amerika, saldırgan, acımasız, katil terör devleti İsrail’i sonuna kadar koruyacağım diyor. Kime karşı her an başına on binlerce bomba yağan Gazze şeridinde nefes dahi almasına müsaade edilmeyen Filistinlilere karşı… Başımıza insan hakları havarisi kesilen Fransa, Filistin’e destek gösterilerini tümden yasaklıyor, İngiltere, İsrail’i desteklemek için bölgeye Kraliyet Donanması gemileri ve casus uçakları göndermeye karar vermiş. İsrail, yok etmeye kararlı Gazze’yi… Gazze yok edilecek ki İsrail, Nil’den Fırat’a vaat edilmiş topraklar hayaline ulaşsın. Şimdilik önündeki engel Gazze… Ey dünya, ey Birleşmiş Milletler neredesiniz? Bu mu sizin adaletiniz? Bu mu insanlığınız, insan haklarınız?
Biliyorum şimdi hemen Ortadoğu’daki bu Savaşı Hamas başlattı diyeceksiniz. Doğru, doğru da Hamas’ı kim ve hangi sebepler doğurdu? Hangi şartlar, onu bu duruma getirdi? Şimdi İsrailli Yahudilere sormak gerekir.
Siz, devletinizi masum insanları yok ederek kurmadınız mı?
Siz, bir halkı kendi topraklarında mülteci durumuna düşürmediniz mi?
Siz, Filistinlileri, kendi topraklarında mülteci kamplarında yaşamaya mecbur bırakmadınız mı?
Siz, o masum insanları öz ülkelerinde aşağılamadınız mı, yok saymadınız mı?
Siz, zulmünüzle, kininizle Filistinlileri ezmediniz mi?
Siz, Filistinlilerin kutsalı Mescid-i Aksa’da ibadet etmelerini engellemediniz mi?
Siz, Birleşmiş Milletler kararını tanımayıp uluslararası hukuku hiçe saymadınız mı?
Siz, 70 yıldır bu insanlara karşı devlet terörü uygulamadınız mı?
Daha onlarca sebep sıralayabilirim. 70 senedir akan iki acının, kanın ve gözyaşının, onursuzluğun, esaretin, insanlık dışı uygulamaların hiç eksik olmadığı Filistin halkından ne bekliyordunuz? Siz, bu vicdansızlığınızla, bu insafsızlığınla, bu gaddarlığınızla, bu vahşetinizle daha çok Hamas ve benzeri örgütlerini doğmasına sebep olursunuz.
Şimdi güçlüsünüz, uçağız, bombanız, her türlü silahınız var. CIA’nız, MOSSAT’nız var. Başbakanınız, güncellenmiş Hitler, Netanyahu’nuz var. Ne diyor Güncellenmiş Hitler, “feci şeyler yaşayacaklar… Orta Doğu’da haritayı değiştireceğiz.” Niyetiniz açık, arkanıza aldığınız ABD ve Batı ile Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmekte kararlısınız. Bu gün için güç sizde acımadan, gaddarca, vicdansızca vuruyorsunuz. Bu insanları, aç bırakıyor, susuz bırakıyor; bir değil binlerce insanlık suçunu bir arada işleyerek bu insanların üzerlerine fosfor bombası atıyorsunuz. Unutmayın ki öldürdüğünüz her kişinin bir ailesi, çocukları var. Sizler, unutursunuz; amma; o çocuklar, babalarını, kardeşlerini, dedelerini katleden sizleri unutmazlar. Yarını düşünmeden fütursuzca ektiğiniz kin ve öfke tohumlarının dönüşünün neler getireceğini düşünemeyecek kadar gözlerinizi kan bürümüş. Siz, I. Dünya Savaşında Nazilerin halkınıza uyguladığı soykırımı unutmuş olacaksınız ki şimdi size uygulanan o vahşeti misliyle Filistinlilere uyguluyorsunuz. Ancak şunu aklınızda çıkarmayın: “Hiç bir darağacının dibinde gül bitmez.”
Bütün stratejisini çıkarı doğrultusunda ülkeleri bölmek, parçalamak; insanlarını öldürmek, sürmek ve sömürmek üzerine inşa eden büyük şeytan ABD’ye gelince… Onu da bir başka yazımda ele alacağım.
Hadi ÖNAL/19 Ekim 2023/ ELAZIĞ
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.