İYİ Parti Elazığ İl Başkanlığına giderek aday adaylığı başvurusunu yapan Avukat İrfan Sönmez, Türkiye’nin geriye gittiğini, batı dünyasında itibar kaybettiğini söyledi. İrfan Sönmez yaptığı açıklamada şunları söyledi; “Ülkemizin problemlerine baktığımız zaman, Türkiye’nin yönetilemediğini, özellikle son 5-6 senede mütemadiyen geri gittiğini, mütemadiyen batı dünyasında itibar kaybettiğini müşaade edersiniz. ‘Bugün dünyanın en itibarlı ülkesi, her yerde itibarımız artıyor, bağımsız siyaset yapıyoruz’ söylemlerine rağmen, maalesef dünyadaki endekslere baktığınız zaman Türkiye’nin hiçbir alanında ileri gitmediğini görüyoruz. İtibarı sıfırlanmış bir ülke, adaletine kimsenin güvenin kalmadığı bir ülke haline geldiğini görüyoruz.

Halbuki ‘’Devletin dini adalettir’’ deriz. Bunu demenin çok büyük bir anlamı yoktur. Eğer gereğini yapmıyorsanız, adaletle hükmetmiyorsanız, mahkemelerinizde iktidarda olanla olmayan arasında ayrım yapıyorsanız, mahkemeleriniz siyasetin kamçısı haline gelmişse,  sabahtan akşama kadar ‘Adalet devletin temelidir’ deseniz de, hiçbir şey ortaya koymuş olamazsınız. Bugün Türkiye’de yargıya güven %30’lara,  %20’lere düşmüşken,  yargıya güvensizlik %66’lara çıkmış durumda.  Burada hukukçu arkadaşlarım var.  Biz her dönem neredeyse 50 senenin yargısını bir şekilde yaşadık, gördük. Ama hiçbir dönemde yargının bu kadar siyasallaştığına, adaletten koptuğuna şahit olmadık. Hep söylerler, Hz Ömer’den örnek verirler. Birkaç sene önce ‘yeni Ömerler bulacağız’ dediler. Herkes heyecanlandı, ‘hükümet hatasını anladı, Hz Ömer gibi adalete önem veren, kul hakkına önem veren vatandaşlara güven verecek kişiler gelecek sandık. Ama ne yazık ki yeni Ömerlerden bir tanesi Kur’an-ı Kerim’e bakara- makara diyen Egemen Bağış’mış. Evinde kutu kutu dolarla yakalanan bir vatandaşı ödüllendiren bu kişiyi, büyükelçi yapıp gönderdiler.

“BİZ, ADALET ANLAYIŞI İÇİN BURADAYIZ, GÜÇSÜZÜN HAKKINI GÜÇLÜDEN ALMAK İÇİN BURADAYIZ” Adaletin üzerine kurulmamış bir mabet insanlara huzur vermez. Biz Adalet arayışı için buradayız. Biz güçsüzün hakkını, güçlüden almak için buradayız.  Biz yargının, iktidardan yana olanları göklere çıkarıp, fakirin hakkını çiğnemesi için buradayız ve bunu hep beraber başaracağız. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. “BEN, GENEL MERKEZİN ADAYI DEĞİL, HALKIN ADAYI OLMAK İSTİYORUM”  Adaylık çok önemli değil. Ben genel merkezdeki arkadaşlara istirham ettim, dedim ki;’ sizin beni seçmenizi istemiyorum, beni birinci sıra yapsanız bile istemiyorum. Beni birinci sıra yapacaksaElazığ’daki hemşerilerim yapmalı. Önce benim partim yapmalı, benim partim bana güvenmiyorsa buradaki arkadaşlarım bana güvenmiyorsa, öyle bir adaylığı istemem.  Başkasının hakkına, hukukuna tecavüz edilerek verilecek bir makamı istemem. Birilerinin arkasında dalkavukluk yaparak kendi meziyetlerimizle ön plana çıkmak yerine, yeteneklerimizle ön plana çıkmak yerine, dalkavukluk yoluyla, yağcılık yoluyla verilecek hiçbir makamı istemem. Ben sadece arkadaşlarımın bana güven vereceği, benim de Ehil olduğuma inandığım şeyleri isterim. Bundan sonra da böyle olacak

“ELAZIĞ’I BİLMEYEN, HALKINI TANIMAYAN BİRİSİNİ SEÇERLERSE, O ELAZIĞ’IN DEĞİL, KENDİNİ TAYİN EDENLERİN VEKİLİ OLUR” Eğer böyle hareket etmezsek, burayı tanımayanlar, sizi tanımayanlar, partiyi tanımayanlar, Ankara’dan birilerini gönderir. Siz onu tanımazsınız, o sizi tanımaz, partiyi tanımaz, Elazığ’ı tanımaz. Elazığ’ın problemlerini bilmez. Ankara’ya gittiği zaman da sizin vekiliniz değil, kendisini tayin edenlerin vekili olur Elazığ’ın Sahibi yok diyorsunuz Elazığ sahipsiz bırakan kimdir? Uzaydan gelenler insanlar değil Rusya’dan Yunanistan’dan gelen insanlar değil. Bu milletvekillerini oylarımızla biz seçiyoruz. 5 tane milletvekilimiz var. 4 tanesinin tek bir özelliği var. İyi parmak kaldırıyorlar. Hepsi dilsiz milletvekili. Eğer bu millet bana teveccüh gösterir ve temsil yetkisi verirse, dilsiz bir milletvekili olmayacağım. Elazığ’ın problemlerin söz konusu olduğu zaman en önde savaşan ben olacağım.

“BİZ KONUŞACAĞIZ, KİMSEDEN KORKMAYACAĞIZ….SUÇLULAR KORKAK OLUR”

İnandığı dava uğruna çok zorlu yollardan geçtiğini ifade eden İrfan Sönmez:’’ Korkarak siyaset yapılmaz’’ diyerek sözlerine devam etti. 12 Eylül’de idam aldım, susmadım. Cezaevlerinde teşkilat kurmanın cezası her gün işkence görmek olmasına rağmen, susmadım. Gittiğim her cezaevinde teşkilat kurdum ve başkanlık yaptım. Çıktım, hukuk fakültesini bitirdim. Sonra 28 Şubat geldi. Annelerimizin, bacılarımızın iffetine el uzatıldı. Elazığ’da siyaset yapanların bir çoğu siperlere yatarak kayboldular. Ben susmadım. Her gün konuştum. Her konuşmamda yargılandım,  kendimi savundum. Ama hiç susmadım. Sonra Sn. Genel Başkanımızın MHP ile ayrılma sürecinde destek oldum. O dönemde benim gibi 77 arkadaşımızı enterne etmek için suç duyurusunda bulundular. Gittim 3 ay daha ceza yattım. Susarak milletin hakkını koruyamazsınız. Milletin ezildiği yerde susan, dilsiz şeytandır. Vatandaşın hakkının, hukukunun çiğnendiği yerde Hakk’ı savunmayan, Hakk’ın sözü olmayan dilsiz şeytandır. Vatandaşın ezildiği, evine ekmek götüremediği, et götüremediği, çocuğuna süt alamadığı bir ülkede bunları konuşmamak dilsiz şeytanlıktır. Biz konuşacağız, kimseden korkmayacağız. Suçlular korkak olur… İrfan Sönmez, “Seçimi kaybedeceklerini anladıkları gün kaçacaklar.  Büyük paralar kazandırdılar. Beş liralık yeri on beş liraya yaptırdılar. Biz niye yol yaptınız, niye bu eserleri yaptınız demiyoruz. Biz niye çaldınız, bu zalimliği yaptınız? Diyoruz. Biz sizi desteklemeyenleri niye terörist ilan ettiniz diye soruyoruz. Biz üreticiye soğan patates teröristi diyerek niye dışladınız? Diyoruz. Biz niye çaldınız? Diyoruz. Bunu demeye de devam edeceğiz. Bu ülkenin cumhurbaşkanı, herkesi barıştırmakla görevlidir. Siyasiler kavga edecek, cumhurbaşkanı barıştıracak, biz maraza çıkartacağız bu ülkenin cumhurbaşkanı teskin edecek, anlatacak….Ama ne yazık ki İstanbul seçimlerinde tam tersini gördük. Cumhurbaşkanı kendine oy vermeyenleri Bizansla, Rumla eşitleme cihetine gitti. Bizim cumhurbaşkanlığı makamına saygımız büyüktür. Ama beklentimiz bu makamı işgal edenlerin makamlarına ve Türk milletine saygı göstermeleridir. Ekonomik krizin pençesinde yaşamını sürdürmeye çalışan Halka seslenen İrfan Sönmez: ‘’ Hepiniz pazardasınız. Ekmeğin kaç lira olduğunu biliyorsunuz. Bir kilo kıymanın 300 liraya vardığını biliyorsunuz. Domates, salatalık 30 TL olmuş. Vatandaş manava uzaktan bakıyor, babalar çocuklarına süt götüremiyor, anneler çocuklarının hijyen malzemelerini alamıyor. Ondan sonra Türkiye’de her şey yolunda deniliyor. Sarayda yaşıyorsanız, her şey yolundadır. Ayda 70 bin liralık maaşı almakla yetinmeyip 5-6 tane devlet kuruluşundan maaş alıyorsanız, keyfiniz yerindedir. Vatandaşa 8 bin 500 lira asgari ücreti vereceksiniz,  ama kendiniz bir yemekte 10 bin, 20 bin, 30 bin lira harcamaktan imtina etmeyeceksiniz. Gençlerimiz iş bulamazken, vatandaşa 2 kilo domates alacağınıza, yarım kilo domates alın. Diyorsunuz. 2 kilo kıyma alacağınıza 100 gram kıyma alın diyenler, sıra kendilerine geldiği zaman, tamamen bu mantığı ters çevirerek, kendileri içinde her şeyi uygun görmektedirler. Biz bu yağma düzenini değiştireceğiz, açık söylüyorum. Ya Türkiye kaybedecek, ya da hep birlikte kazanacağız. Siyasette mücadele kolaydır, kavga kolaydır, fikir kavgası, fikir çatışması kolaydır. Ama yalana iftiraya dedikoduya tahammül etmek onunla mücadele etmek zordur. Hepiniz iftiralara uğrayacaksınız, yalanların muhatabı olacaksınız. Size FETÖ diyecekler, size HDP diyecekler, bunlar terörist diyecekler. Hatta sizin inançlarınızı yargılayacaklar. Sizi İslam çerçevesinin dışına çıkarmaya çalışacaklar. ‘’Bize oy vermeyenler, Müslüman değil diyecekler. Bugün burada bulunanlar Müslümanlıklarının zekâtını verseler, Adalet ve Kalkınma Partisinin sülalesine yeter. Kimse bizim milliyetçiliğimizi, muhafazakârlığımızı, dindarlığımızı, Müslümanlığımızı sorgulayamaz. Sorgulamaya hakları da yoktur. Ama bizim sorgulama hakkımız var. Siz hem İslamcıyız diyeceksiniz, hem de hırsızlık yapacaksınız. Hem İslamcıyız diyeceksiniz, hem de her işte rüşvet alacaksınız.  Benim dinim bunların hiçbir tanesine müsaade etmez. İslam’ı ulu orta çirkin siyasetinize alet etmeyin. 28 Şubat’ta nasıl mücadele ettiysek sizinle aynı şekilde mücadele ederiz. Bir görevimizde dinimiz İslam’ı bunların çirkin propagandalarından kurtarmaktır. Bugün İslam bunların kirli işleri yüzünden, kirli işlerini örten bir örtüye dönüştürülmüştür. İslam hırsızlığı örten bir paravana dönüşmüştür. Bugün İslam yalanın dolanın, talanın siyasetini örten bir araca dönüşmüştür. Buna evet demek tahammül etmek bize yakışmaz’’

”SIKIŞTIKLARI ZAMAN FETÖ’YLE, HDP İLE ÇAMUR ATANLAR BİLSİNLER Kİ, ÇAMUR ATACAKLARI SON KİŞİ MERAL AKŞENER, SON PARTİ DE İYİ PARTİ’DİR.” Sıkıştıkları zaman herkese bir kulp yakıştırıyorlar. Kılıçdaroğlu FETÖ ‘nün adamı, masanın altında HDP var, Meral Akşener FETÖ ‘nün adamı.. Halkı zehirleyecek propogandalar yapacaklar. Fethullah Gülen ile aynı menzilde yürüyenler bu iftiraları atacaklar. Ama bilsinler ki, bu konuda çamur atacakları son kişi Meral Akşener, son parti de İYİ Parti’dir.”