DOLAR 32,7892 0.87%
EURO 35,3019 0.84%
ALTIN 2.467,601,45
BITCOIN 21689292,30%

SİNAN ATEŞ KİMDİR?

Sinan Ateş, 13 Bin yıllık vatanı Anadolu’dan sürülmek için içeriden ve dışarıdan kahpece saldırılan masum ve mağdur Türk milletinin halini arz etmek üzere Allah’a gönderdiği son elçisidir.
İlk elçimiz ise, Allah’sızın tekince bir iftar vakti şehit edilen Ruhi Kılıçkıran’dı.
Şehadetler temeli üzerinde yükselen ülkücü davanın davacıları olan ülkücüler, mübarek anaların doğurup, helâl sütleriyle besleyip, buram buram asâlet kokan ninnileriyle büyüterek vatana adadığı Türk milletinin mübarek evlâtları, Allah’ın ise has kullarıdır.
Türk’ün bu mübarek evlâtlarına ve Allah’ın bu has kullarına uzanan eller yargı tarafından değil, bizzat Allah tarafından kırılacaktır.
Allah’ın bir sıfatı da ”EL ADL”dir.
O’ âdildir, Rahman ve rahimdir.
Cezası çok şiddetli olacaktır. Bekleyin göreceksiniz.
Ruhi Kılıçkıran’dan başlayıp Sinan Ateş’e uzanan ülkücü şehitler kervanının ruhları şâd mekânları Cennet olsun.
Onlar, Oğuz mayası gök ışığın erleri,
Onlar, ülkü çağının bahadır melekleri,
Mor dağların göğsünde kaldı pençe izleri.
Hacerü’l-esved gözlerini gönlümüze resmettiler.
Eyvah biz kaldık Esfeli’s-sâfilîn’de!
Onlar, ahsen-i takvîm üzre geçip gittiler.
(Dilaver Cebeci)
******
ALLAH VAR ANKARA, ALLAH VAR!
ALLAH VAR BEYLER ALLAH VAR!
O’ Allah ki,
Sizleri içine atıp yakacağı cehennemi var!
O’ Allah ki,
Sizlere vereceği türlü türlü belâları var!
O’ Allah ki,
En sevdiklerinizi ellerinizden alarak ciğerlerinizi dağlayacak kadar büyük adâleti var!
Ahlâk, adâlet ve merhamet.
Her üçü de imanın şubelerinden olup, insanlığın huzuru için önemli üç kavramdır.
Bugün, ne ahlâk, ne adâlet, ne de merhamet var.
Bu durum, yaklaşan felâketin habercisi olup, toplumun çürümüşlüğünün en büyük göstergesidir.
Dinimizde zulme uğrayan tek bir ferdin dâhi hakkı uğruna bir toplum tümüyle feda edilebilir ki bunun adı insan haklarıdır.
İnsan hakkı, İslâm’ın temel şartlarındandır. Çünkü Allah insanı zübde-i âlem olarak yaratıp O’nu âlemin merkezine koymuştur.
İnsan hakları, Batı kaynaklı olmayıp, ilk İnsan Hakları Beyannamesi Peygamber Efendimizin ”VEDA HUTBESİNDE” geçer. İnsan haklarını Batı âleminde aramak câhillik, körlük, aptallık ve art niyetliliktir.
Sinan Ateş’in hanımı Ayşe Ateş’in ve küçücük kızlarının karşılıksız bırakılan feryatlarına bu açıdan bakıldığında; siyâsiler, yöneticiler ve adâlet dağıtmakla mükellef olanlarda ahlâk, adâlet ve merhamet diye bir şey kalmamış.
Mazlumun feryadına kulak tıkayan erkâna, makama ve siyâsilere Allah’ı hatırlatırız.
Allah var Beyler Allah var!
O Allah’ın, zulme göz yumarak mazlumun feryatlarına kulak tıkayan devlet erkânına vereceği belâlar, içine atıp yakacağı Cehennemi var.
Allah var Beyler Allah var!
Allah var Ankara Allah var!
Sinan Ateş’in hunharca öldürülüşü karşısında susanlar, olayı saptıranlar, adâleti ve hakkaniyeti çiğneyenler bilsinler ki; Allah’ın hışmı, gazabı ve azabından, o çok şiddetli intikamından en sevdikleriyle (âile fertleriyle) birlikte kurtulamayacaklardır.
Devamını Oku

SİNAN ATEŞ VE KAHPE ELLERDEKİ ACIMASIZ BALTALAR!

Dirilerin ölülerden çok daha hızlı çürüdüğü kokuşmuş bir zamanda yaşamaktayız.
Böyle bir zamanda ülkücü olmak…
Türk milletine adanmış şehadete hazır bir can olarak yaşamak…
Vatana karşı yüreklerde tutuşan sevda ateşiyle eriyip vatanda yok olup SİNAN ATEŞ gibi ‘’FENA FİL VATAN’’ olmak her insana nasip olmayan bir büyük mertebedir ki aynı zamanda bu hal ilâhi bir lütuf meselesidir.
ULU ÇINARIN YORGUN KÖKLERİ.
Tüm kahpeliklere rağmen ulu çınarın yorgun kökleri olan ÜLKÜCÜLER, Şeyh Edebali’nin bağrından çıkan ulu çınarı bu zamana kadar olduğu gibi bundan sonra da besleyip yaşatacaklardır. Türk milleti bundan müsterih olsun.
Osman Bey rüyasında, Şeyh Edebali’nin koynundan bir ayın doğup kendi koynuna girdiğini ve göbeğinden çıkan ağacın ise bütün dünyayı kapladığını görmüştü.
O ağaç, ulu bir çınardı.
O çınar, Türk milletiydi.
Ülkücü hareket ise bu ulu çınarı bütün imkânsızlıkların yanında içeriden- dışarıdan gelen ve de gelecek olan tüm kahpeliklere rağmen besleyen, dünya var oldukça da beslemeye devam edecek yorgun lâkin yılmayan bir köktür.
Türk düşmanı kahpeler bu zamana kadar acımasızca adı ÜLKÜCÜ HAREKET olan bu kökün 5000 ülkü filizine kıydılar.
Bu kahpeler, bazen üniformalı, çoğu kez ise yabancı ideolojilerin uşakları olarak açmaya yüz tutan tüm ülkü tomurcuklarını, dedelerinden kendilerine intikâl eden büyük bir kin ve intikam duygusuyla kopardılar.
Her gün hiç ara vermeksizin içeriden ve dışarıdan hoyrat ellerin tutuğu binlerce balta inmektedir bu kökün üzerine. Gayeleri bu ulu çınarı köksüz (ÜLKÜCÜSÜZ) bırakarak kurutup Anadolu’da ki varlığına son vermektir.
Bu mübarek köke balta vuran kahpeler bilsinler ki;
Ulu çınarı yaşatabilme uğruna toprağa düşen 5000 şehidimizin şehadet kanlarında boğulacaklardır.
Kıyamete kadar bâki olmak üzere tapusu Cenab-ı Allah tarafından Türklere kesilen Anadolu’ya asırlarca evvel dikilen bu ulu çınarın şefkatli dalları altında nice mazlum ve mağdur toplulukları huzur içinde bir hayat sürmüşlerdir.
Bir zaman sonra bu ulu çınarın kendilerinden esirgemediği şefkatini inkâr ederek nankörce, hoyratça ve dahası şerefsizce balta sallamışlardır gövdesine.
Bu ulu çınarı yaşatan ülkücü davaya karşı ihanet edenler asla başaramayacaklar ve yaptıkları ihanetleriyle zelil olup lânetlerle anılacaklardır.
Ulu çınarın köklerine balta vuran bu zâlimler, beşeri yargıdan bir türlü kurtulabilirler lâkin İLÂHİ YARGIDAN kaçamazlar. Çünkü O’, bir sıfatı da ‘’EL ADL’’ olan Allah’tır, zâlimin yaptığını yarına bırakır lâkin asla yanına bırakmaz.
Anadolu’da hayat bulan bu ulu çınar, yıllar içinde sayısız kahpelikler gördü. Büyük bir acımasızlıkla bazen dallarına, bazen köklerine ardı ardına baltalar vuruldu ve en son SİNAN ATEŞ gibi bir dalına kıyıldı.
Ulu çınara vurulan bütün balta darbelerine ve toprağa düşürülen evlâtlarına rağmen, toprağın derinliklerinden gelen ve adına ÜLKÜCÜ HAREKET denilen bir kökü var ki, bu kök olduğu müddetçe ulu çınarı yıkmak ne mümkün.
Ulu çınar, bütün kahpeliklere, tüm balta darbelerine rağmen Ülkücü Hareket denilen kökü sayesinde ayakta kalıp ”Ne Mutlu Türk’üm” diyerek çağlara meydan okudu, bundan sonra da kıyamete dek okuyacaktır.
Hiç kimsenin en ufak bir şüphesi olmasın ki;
Ulu çınarı besleyen ÜLKÜCÜ HAREKET denen bu kök, Türk’ün tarihinden, töresinden ve İslâm dininden aldığı öz su ile bu çınarı ebediyen besleyerek yaşatacaktır.
Allah, Türk milletini ülkücüsüz bırakarak sahipsiz, çaresiz ve boynu bükük koymasın inşallah.

Devamını Oku

ÖZGÜR ÖZEL! ZAFER SARHOŞU OLMA!

Tama 20 yıl çalındık.
Tam 20 yıl yağmalandık.
Tam 20 yıl adamakıllı söğüşlendik.
Namus olan vatan toprakları gavurlara peşkeş çekildi.
Madenlerimiz ecnebilerin olurken, o güzelim ormanlarımız küffarın insafına terk edilip, yakıldı, yıkıldı. Su havzalarımız kurutuldu, akarsularımıza bilerek ve kasten SİYANÜR karıştırılarak sağlığımıza, gelecek nesillerimize kıyıldı.
31 Mart itibariyle artık;
Çalınmayacağız,
Yağmalanmayacağız,
Söğüşlenmeyeceğiz diye sevinirken bir de baktık ki, CHP’li Belediyelerde adam kayırmalar, torpilli atamalar, gereksiz yere kadro açmalar tam gaz devam ediyor.
Özgür Bey!
Yapmayın!
Etmeyin, gitmeyin!
Aaynı pisliklere devam etmeyin!
20 yıldır devam eden rüşvet, torpil, adam kayırma, şatafat ve israftan bunalan millet, artık bütün bunlar CHP ile son bulacak diye sevinirken, sevinci kursağında kaldı.
Eski tas, eski hamam.
Hani Ağa ile ırgatı arasında geçen ”Sırayla ata binme hikâyesi” var.
Bu hikâyenin sonunda ırgat der ki ”Madem böyle olacaktı biz bu …… niye yedik” Millete bu sözü söyletme.
Özgür Bey!
En küçük bir yanlışlık yapan Belediye Başkanını bir nezle mendiliyle kulağından tutarak en yakın çöp kutusuna atmazsan şayet, bil ki millet seni AKP’ye yaptığı gibi nezle mendiliyle kulağından tutarak o çöp kutusuna atacaktır.
Özgür Bey son bir tavsiyem de;
Yeni Anayasa konusunda başta AKP olmak üzere herkese kapıyı kesin bir şekilde kapatmalısın.
Bu zamana kadar yeni Anayasa yapılması konusunda erkekçe- delikanlıca, mertçe ve de Türkçe kesin bir tavır sergilemedin. 20 telli bel lâstiği gibi olma!
Bunların yeni Anayasa yapma sevdaları bitmez.
Çünkü bunlar Türkiye Cumhuriyetini yaptıkları Anayasalarla yıkacaklar, yıkana kadar da her fırsatta yeni bir Anayasa yapacaklar.
Özgür Bey!
Sakın bu Anayasa yapma işine âlet olma.
Âlet olmayacağına dâir güven ver milletimize.
Bu güveni veremiyorsun. Deniz Baykal gibi yalan vaatlerle seni de mi torbaya koydular?
Bütün bu kötülüklerin anası, birilerinin hâlen daha ”BİLGE” dediği O’ mâlüm ve müseccel zattır.
Niye mi O’zattır?
Her biri ayrı bir cevher ve her biri vatana adanmış birer can olan ÜLKÜCÜLERİN iktidarını önlediği için.
Devamını Oku

İYİ PARTİYİ ÇALACAKLAR!

Kim çalacak?
AKP çalacak.
Nasıl çalacak?
Tolga Akalını Genel Başkan seçtirtmeyerek.
Meral Akşener hangi taraftan yana?
AKP’nin çalmasından yana.
On gün kadar önce MHP davasının Avukatlarından Sayın Mehmet Saral Bey, şöyle söylüyordu;
”Mehmet Tolga Akalın’ın dışındaki adaylarla bu işler yürümez, İYİ Parti olduğu yerde sayar, hatta daha da gerilere düşer. Benim kanaatime göre Mehmet Tolga Akalın diğerlerinden iyidir, çok faydalı olur ve partiyi toparlar”
Bence de Mehmet Tolga Akalın kazanamazsa;
Ortada ne İYİ Parti kalır,
Ne de İYİ Partili kalır ve cenaze namazını kılacak cemaati bile olmaz.
Büyük umutlarla Akşener’e bel bağlayan ve nice güzel hayaller kuran tertemiz ruhlu insanlarımız daha ne kadar aldatılacak ve daha ne kadar aldanacaklar?
Bilinsin ki;
Türk’ün ırzı, namusu,
haysiyeti ve şerefi,
istiklâli ve istikbâli çok büyük bir tehdit altındadır!
Yine bilinsin ki;
Her an her şeyimizi kaybedebiliriz.
M. Tolga Akalın!
Son bir umut oldun.
Sakın sen de bizleri diğerleri gibi aldatma emi?
Söz ver bizlere YİĞİTÇE.
Söz ver bizlere DELİKANLICA.
Söz ver bizlere TÜRKÇE ve MÜSLÜMANCA.
Başkalarının söz vermelerine inanmıyoruz.
Şayet sen de düzenin adamı, menfaatin topacı, zaman ayarlı, uzaktan kumandalı bir piyon isen gel kıyma bu millete.
Bu ne acı bir durum.
Siyâsilerin içinde;
Kulluk şuuruna sahip,
Türk’e yar ve sadakatten ayrılmayan,
Türk milletinin geleceğini, ırzı ve namusunu düşünerek gecelerini uykusuzluk ibâdetiyle geçirip, yorgun ve bitap bir şekilde sabah eden tek bir liderin ve siyâsinin bulunmadığı bir ülkede ağlaması gerekirken halen daha lideri ve partisine söz söyletmeyen bir toplum için tehlike çanları çalıyor demektir. Bugün biz bu durumdayız. Toplum olarak geldiğimiz durumun izahı için başka söze gerek yok.
İçim yanıyor,
Yüreğim kavruluyor.
Koca Türk milletinin birkaç siyâsi şarlatan tarafından batırılışını seyretmekle, birinin senin çocuğunu gözünün önünde parçalamasını elin kolun bağlı vaziyette çaresizce seyretmen arasında en ufak bir fark yoktur.
Kader bize ağını çok kötü ördü!
Ne var ki kader diyerek geçemeyiz!
Giden vatan,
Giden namus,
Giden şerefimiz,
Çalınan İstiklâl ve istikbâlimizdir.
Derdimizi, çile ve ıstıraplarımızı anlamadan internetin başına geçip bizlere saldıran Donkişot ruhlu zavallılara acımaktan ve namlarına üzülmekten başka bir şey gelmiyor elimizden.
Böylelerine soruyorum;
Liderin mi yoksa evdeki namusun mu?
Partin mi yoksa torunlarının istiklâl ve istikbâlleri mi?
Devamını Oku

SÖZÜM, VATANSIZ NAMUSSUZLARADIR!

Namussuzun vatanı olmaz!
Namussuz vatanını parayı ve makamı verene satar, çünkü namussuzun namus diye bir endişesi yoktur!
Namussuz için geri gönderilirse idam edileceği kesin olan bir Türk’ü sınır dışı etmek büyük bir zevktir.
VATANI SATAN NAMUSUNU DA SATAR!
Vatanını çeşitli şekillerde satan her kişi fiyatını bulduğu an haysiyetini, şerefini, tüm mukaddeslerinin yanında en mahremini dahi gözünü kırpmadan satar!
Hem de öyle bir satar ki, zerre kadar utanıp sıkılmadan, vicdanı sızlamadan büyük bir zevkle satar. Çünkü o, daha önce vatanını satarak pazarlamacılık mesleğinde ustalık belgesi olan ahlâksızın tekidir!
Namussuz alçaklar, üzerinde hür ve bağımsız yaşasınlar diye kendilerine bir vatan bırakabilmek uğruna cepheden cepheye koşarak candan ve serden geçen kahramanlara karşı ki bu kahramanların başında ATATÜRK gelir en küçük bir saygıları dâhi yoktur. Bu gibi vatansız alçakların saygılarından vazgeçtik fırsatını bulduklarında ‘’AYYAŞ’’ diyerek öylesine köpekleşirler ki.
BİR DİĞERİ DE;
Namussuzun ne İstiklâl Marşı ve ne de saygı duyacağı bir bayrağı vardır, çünkü namussuzdur!
Namussuz olanlar, bayrağın, karısı- kızı için örtüneceği en büyük tesettür, en büyük koruyucu olduğunu, asıl çıplaklığın bayraksızlık olduğunu nereden bilsinler ki?
TOPRAK ve İNSAN!
Toprak elenmiş, elenen topraktan insanoğlu, elekte kalan topraktan ise Cenab- Allah beslenmemiz için hurmayı yaratmıştır.
İNSAN OLANLAR İÇİN;
Üzerinde dünyaya gözlerini açtığı, şerefinle hayat sürüp şefkatli bir ana kucağı gibi sığındığı bir vatana sahip olması ne büyük bir nimettir. Bu, iman sahibi, namuslu, asil ve soylu insanlar için böyledir!
VATAN;
Vatan, bizlere iki kere ana rahmidir çünkü ondan geldik, onda yaşar, ondan doyarız. Hak vaki olup öldüğümüzde ise bizi kabir denen kucağına alarak bağrına basar.
Menfaat karşılığı vatanı ve üzerindeki varlıklarımızı ecnebilere satan hainler, üzerinde dalgalanan bayrağımıza ve söylenilen AND’ımıza karşı çıkanlar da geberdiklerinde bu toprağa geri döneceklerdir, lâkin ihanet ettikleri bu topraklar onları bağrına basmayıp ”Beni bu hainin leşiyle kirletmeyin” diye feryat edecektir!
BİR BAŞKA İFADEYLE VATAN;
Üzerinde neslin devamı, İslâm inancının gereği gibi yaşanılabilmesi ve de yaşatılabilmesi, ırz, namus ve haysiyetin güven içinde muhafaza edilerek gelecek nesillere intikali için elzemdir.
Yukarıda ki bu ifâdelerimden anlaşılacağı üzere, vatan sevgisi; yüksek bir îmanın neticesi olup, kıskanma duygusunun ve Türk’e has ulvi bir namus anlayışının gönülleri ve beyinleri kavuran dayanılmaz hararetinin toprağı ısıtması ve ona ilân- ı aşkıdır.
VATAN;
Karısının, kızının, bacısının, gelininin, dahası topyekûn mensubu olduğu milletinin iffet ve namusu üzerine titreyen ve bu kutsal değerler uğruna ölümü göze alabilen asil, soylu ve şerefli insanların varlık sebebidir.
SORARIM;
Vatana ihanet edenlere ne denilmeli?
En hafifinden yüzlerine tükürmeli!
Ama ne var ki bırakın tükürmeyi, necaset serpsen rahmet diyeceklerdir çünkü onlar bu denli alçaktırlar!
Bu gibilere aslında alçak demek dâhi iltifat sayılır, çünkü alçaklığın da zeminden bir yüksekliği vardır. En yakışanı bunlara ÇUKUR demeliyiz zira çukur zeminden daha aşağıdadır.
Huzur ve güveni, dini ve milli bütünlükte ancak bulabiliriz!
Bunun aksi bir durum hüsrandır, sonu sefih ve rezil bir hayata mahkumiyettir!
Güçlü bir tarih şuuruna sahip olup, milli ve mânevi değerlerimize bağlılığı kurtuluşumuzun reçetesi bilip bu yolda gayret göstermeliyiz ki bu sayede mutlu ve müreffeh bir hayat yaşama hakkına sahip olabilelim!
Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.